1 Şubat 2015 Pazar

Postcrossing macerası


Nereden çıktı bu postcrossing? Hikayemden başlayayım....

      Mekke'de tanışmıştık Yasmin'le. Uzun süre facebooktan haberleştik, sonra whatsappa geçtik derken bir gün aklıma ona hatıra olarak kartpostal yollamak geldi. Senelerdir kimseye kart atmadığım için adresi kartın neresine yazacağımdan bile emin olamadım ve tabii ki internete başvurdum.    

     İnternette gezinirken bir bloga rastladım, postcrossing diye bir şeyden bahsediliyordu. Dünyanın 4 bir yanından insana kart atmak ve onlardan kart almak... Meraklıyımdır böyle şeylere, mektuplar, kartlar, pullar... Eskinin adetlerini severim. O yüzden postcrossing çok heyecanlandırdı beni. Merak ettim sistemi, ziyaret ettim siteyi, üye oldum ve o akşam Arabistan dışında Almanya ve Rusya'ya da kart yazdım. Böylece postcrossing maceram başlamış oldu.



     Kartların karşılıklı yollanmaması en çok hoşuma giden şeydi. Mesela Amerika'dan tanımadığın birine kart yolladığında ondan bir cevap almayacağını bilmek güzeldi, böylece karşılıklı bir etkileşime girilmemiş oluyordu. En güzeliyse dünyanın dört bir yanından çeşit çeşit kart ve pul almaktı. Pul koleksiyonu yapan biri olarak beni en çok cezbeden şeyin bu olduğunu itiraf etmem gerek. Evet pulları tek tek kartlardan sökmeyecektim ama güzeller güzeli pullarım olacaktı.

    Yukarıda da dediğim gibi ilk kartlarımı Almanya ve Rusya'ya yolladım. Postaneye gittiğimde kartların üzerine pul yapıştırmalarını özellikle rica ettim çünkü Ptt'nin çeşit çeşit pulu olmasına rağmen damga basıyorlar ısrarla. Bir dipnot olarak yurdışına kart yollama bedelinin 2,5 TL olduğunu da söyleyeyim.

     Kartlarımı yolladıktan bir süre sonra unuttum postcrossingi. Okul başladı, gündelik meşgalelere daldık derken bir gün annem bana gelen 2 kartın fotoğrafını yolladı, öyle mutlu olmuştum ki...

(devamı gelecek...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sokakların kızı...