12 Aralık 2012 Çarşamba

Size hiç biri "gitmeee" dedi mi yüreğinin en derininden?


5. sınıfa giden iki kız çocuğu
Çocukluklaından beri iyi arkadaşlar
Hep aynı sınıfta olmuşlar bu seneye kadar
Sonra ayrılmış okulları
Ama hala birlikte çalışıyorlar derslerini

3 haftadır birlikte zaman geçirmek için gidiyoruz yanlarına
Birinin evinde toplanıyoruz
Ders çalışıyoruz, sohbet ediyoruz biraz
En fazla bir buçuk saat sürüyor
Ama dolu dolu ve mutlu
Oysa sadece üç hafta oldu daha
Nedir ki birini sevebilmek için üç hafta
Onu heyecanla beklemek
5 dk geciktiği için sitem edebilmek
Daha erken gelip daha fazla kalabilmeleri için her hafta yeni önerilerde bulunmak
Sohbet ederken gözlerinin ta içine bakmak
Haklarındaa sorular sorarken gerçekten merakta olmak...

Sen acaba çıktı mı bana da erasmus derken
Sonuçlar için heyecanlanırken "gitme" diyen
Bunu derinden hisseden iki yürek.
 
Ne değişik bir duygudur almadan vermek...


23 Kasım 2012 Cuma

Yetinmemeli...

Yetinmek, yetinmek diyip duruyoruz da acaba biraz abartıyor muyuz?
Nereye kadar yetinmek, neler için yetinmek?
Genellememek lazım yetinmeyi.
Evet Allah'ın sana verdikleriyle, düzeltmenin senin iradene hiç kalmadığı şeylerle yetinirsin.
Çalışıp çabalayıp tevekkül ettikten sonra çıkan sonuçla yetinirsin.

Peki yaptığın iyiliklerle ya da ibadetlerle de yetinmeli misin?
Her zaman daha fazlasının peşinde olmamalı mısın?
Ufacık bir iyilik yaptın diye duyduğun haz yetmeli mi sana?
Bir nafile orıç tuttun diye tamam mı olmalı herşey?

Bunları kendi kendime soruyorum...
Neden daha fazlası için uğraşmıyorum?
Neden bir hayat gayesinin peşinden sağlam adımlarla koşmuyorum?
Neden bu kadar boş zamanım varken istediğim gibi değerlendiremiyorum?
Neden  güçlü bir irade sahibi olamıyorum?
Madem bolca sorguluyorum, neden bir türlü harekete geçemiyorum?

Kararlı olmalı insan, ben de kararlı olacağım!
Çevresel faktörlerden etkilenmemeyi, kendimi daha iyi kontrol edebilmeyi öğreneceğim.
Bunun için neler yapmalı diye düşünmeye başlayacağım artık.
Kendime kendimce yöntemler bulacağım.
Daha fazla ibadet ve daha fazla iyilik için uğraşacağım.
İnsanların cesaretimi kırmasına ve bana engel olmasına müsade etmeyeceğim.
Yetinmeyeceğim artık!



Değer vermeli...


Birbiriyle ilgili fikirleri olmalı insanların.
Hangi rengi sever, neler yapmaktan hoşlanır, korkuları nelerdir, kimlere değer verir, kimlerden pek haz etmez, hangi yemekleri sever, nasıl müzik ve filmlerden hoşlanır...
Sorular uzar gider aslında ama asıl mesele bunların gerçekten önemli olup olmadığı.
Oturup birbirimize bu soruları yöneltelim demiyorum ben, yaşadıkça farkedelim birbirimizle ilgili ayrıntıları.
Her insan bir birey, her insan bir fark, her insan bir ayrım...
Bu farklılıkları gözlemleyelim, kendimizce değerler çıkaralım onlardan.
Karşımızdaki insanların nasıl bir yapıya sahip olduklarını, onlarla ilgili detayları farkedelim.
Onlara değer verelim.
Sadece an için yaşamayalım.

Düşünebiliyor musunuz siz ailenizden, arkadaşlarınızdan bahsederken sizi sadece dinleyip geçen birini.
Ya da onunla uzun süredir bir arkadaşlığınız olmasına rağmen sizinle ilgili aslında hiç bir fikri olmayışını.
Bunca zamandır konuştuğunuz, paylaştığınız şeyleri sadece o anda paylaşıp geçtiğini...

Evet insan unutkan olabilir, böyle şeylere değer vermeyebilir.
Öyleyse neye değer verecek bu insan?
Bu hayatta insandan daha çok değer verilecek ne var?
Sadece ben dememeli bir insan, empati de kurabilmeli ve empatiye giden yol da anlamaktan geçmeli.

Her ne kadar önemsemediğini söylese de diğer insanları, önemsenmek ister insan.
Özel günlerinde hatırlanmak, ara sıra arayıp sorulmak, küçük şeylerle mutlu edilmek ister.
Peki böyle istekleri olan bir insan başkası için niye düşünemez bunları?
Kendi için istediklerini başkası için neden isteyemez?

10 Temmuz 2012 Salı

Çin Seddi ve Liçi


Çin Seddi'nin tarihçesinden ya da liçinin faydalarından bahsetmeyeceğim size.
Başlık sadece aşağıda fotoğraflarını göreceğiniz iki şey hakkında bir fikir vermek için.
Bakalım hikaye neymiş :
Bu akşam babam eve geldiğinde elinde bir kutu ve bir poşet meyve vardı.
Çin'den bir misafiri gelmiş ve hediye olarak işte bunları getirmiş :)
Paravana benzeyen bu pek güzel şeyi gördüğümüzde yüzümüzde beliren heyecanı görmeliydiniz.
Önce  ufak bir çığlık, sonra yakından görebilmek için elden ele geçişler.
Bu güzel şeye bakmaktan, liçilere sıra zor geldi tabii.
İşte buyrun fotoğraflar da burda.


11 Haziran 2012 Pazartesi

Darıca Hayvanat Bahçesi

Tatilimizin ilk gezmecesini Byv'nin organizasyonu sayesinde Darıca Hayvanat Bahçesine yaptık.
Sabah Byv Konak'ta buluşuldu ve Darca belediyesinin otobüsleriyle hareket edildi.
Bu kadar yakın olduğunu bilmiyodum, bir saatten daha az bir sürede ulaştık Darıcaya. 
Önce belediye tesisinde güzel bir kahvaltı yaptık. 
Belediye başkanı da bizi ağırlamak için ordaydı, kahvaltının ardından güzel meyve tabakları masalarımızı süsledi. 
Daha sonra sahilde yürüyüş yapıp çay içtik.
Fotoğraflar aşağıda :)

8 Haziran 2012 Cuma

Tatil mi gelmiş ?

Hani uzun bir süre tatilin gelmesini beklersin
Sınavlar, ödevler, yapılacak işler öylesine peş peşe gelmiştir
Öylesine dizilmiştir ki sıraya
Hangisini ne ara yapacağına
Bir türlü karar veremezsin
Bu kararsızlık içinde her şeyi son anlarda telaş içinde bitirmeye çalışırsın
Bunca sorumluluk ne zaman bitecek derken
Bir de bakarsın ki hepsi gitmiş
Yerini tatile bırakıvermiş
Sonra başlar bir boşluk hissi
Şimdi ne yapıcam dersin
Nasıl geçiricem bunca zamanı
Ne yapsam daha iyi olur
Ne yapsam mutlu olurum
Kararsızlıklar sarar etrafını
Şunu yapıyım bunu yapıyım derken tatil de bitiverir
İşte hayatın gerçeği
Her ne kadar istenmese de tatilin bitmesi
Her yaz olduğu gibi bu yaz da bittiğinde
Ne kadar çabuk bitti dedirtecek
Öyleyse iyisi mi 
Dolu dolu bir yazdı dedirtecek şeyleri
Yapmaya başlayalım hızla

 

Bunu da dinleyelim arada :)

4 Haziran 2012 Pazartesi

Mutluluk...

Mutluluk bazen küçük bir tebessümle çalar kapımızı
Hiç beklemediğimiz bir yerde ve zamanda
Ansızın çıkar karşımıza...

Bazen aradığımız bir duygudur mutluluk
Karamsar ruh halimize bir çözüm
Yüreğimizi sıkan eli aralayacak bambaşka bir eldir...


20 Mayıs 2012 Pazar

hep son anlara sığındık


ah biz öğrenciler
belki de öğrenciler değil sadece 
biz insanlar…
şu kısacık ömrümüzü değerlendirebilmek için
neden hep son anlara sığındık
neden kullanamadık zamanımızı gerektiği gibi
neden biz zamanı yönetemedik de
hep zaman bizi yönetti

Sokakların kızı...